a
a
Weather:
city not found
HomeUncategorizedAhşabın Mobilyada Kullamımı

Ahşabın Mobilyada Kullamımı

Ahşap, insanlar için en eski yapı gereçlerindendir. İnsanlar ahşabı önce ev yapımında kullanmışlar, daha sonra onu tapınaklarında, hatta klosal kült heykellerinde kullamışlar. Mimaride kullanılan ahşap süslemeler insanların evlerinde kullandıkları mobilyaları da etkilemiş. Bu mobilyanın aslında mimariden uzak olmadığını gösterir. Öyleki her sanat döneminin karakteristik çizgilerini mobilyalarda görürüz.
Mobilya olarak günümüze ulaşan en eski eserler Mısır da bulunmuştur, bunun nedeni de bölgenin ikliminin kuru olması ve piramit ve mezarlarda doğal yıpratıcı unsurlarının bulunmamasıdır.

Eski Mısır da mobilya bölgede ağaç türlerinin fazla bulunmayışı sebebiyle oldukça değerliydi. En çok kullanılan alan ise yataklardı. Yeni krallık döneminde ahşap mobilya daha da özenli işlenmiş ve süslemeler kakmalarla zenginleştirilmiş. Sandalyeler, tabureler, sandıklar ve kutular Mısır mobilyasını oluşturmaktadır.

Eski Mısır da dolap ya da komidin gibi mobilyalar bilinmiyordu. Basit pimler, menteşeler ve çiviler birleştirme elemanı olarak kullanılmış. Geniş tablolar dar parçalardan kinişli, kavelalı ve yabancı çıtalı olarak hazırlanmış. Ağaç kusurları yamanarak kullanılmış, çatlaklar özel bir reçine ağaçlar macunuyla boyanmış, lüks doldurulmuş. mobilyalar Değersiz altın ve gümüş kaplamalar kullanılmış. Metal parçalar tutkalla veya başları süslü perçinlerle bağlanmış.
Mobilyaların yapımında keser, balta, yaylı delgi (bir tür matkap), düz kalem, tokmak, dişleri bronz veya bakırdan yapılmış testereler kullanılmıştır. Eski Mısırın son dönemlerine kadar rende bilinmiyordu, ahşap yüzeyi kurntaşı ile düzeltiliyordu.

Mezopotamya kültürlerinden günürnüze ahşap mobilya örnekleri kalmamıştır. Ancak bunları bronz örnekleriyle, taşlara işlenmiş resimlerden tanımaktayız. Anadolu’dan günümüze kalmış ahşap mobilya örneklerine Gordion’daki tümülüs kazılarında rastlıyoruz.  Bu mobilyalar MÖ. VIII yüzyılda, Frigya da mobilya üretiminde ahşabın nasıl kullanıldığını ve kullanılan mobilya türlerinin neler olduğunu anlamamıza yarclımcı oluyor.
Yunan kültüründe mobilyalar çoğunlukla ahşaptan nadirende bronzdan yapılmışbr. Ancak Akdeniz ikliminde ahşap malzeme fazla dayanamadığından, bronz eserlerin de yeni yapımlar için eritilmesinden dolayı günümüzde Yunan mobilyalarından örnek kalmıştır. Tümülüs kazılarında, Yunan vazo resimlerinde, pişmiş toprak ya da tunç heykelciklerde, kabartma ve rölyeflerde, büyük taş heykellerde mobilyaya ilişkin örneklere rastlanmaktadır. Ayrıca tapınaklara yapılan tanrı heykelleriyle birlikte yapılan koltuk, tabure gibi mobilya örneklerini, küçük kopyalarından ve sikke üzerindeki betimlerinden tanımlayabilmekteyiz.
Helenistik ve Roma çağlarından önce mobilya çeşitliliği fazla değil, genelde iskemle, ayak taburesi, divan, sedir, masa ve sandık gibi eşyalar ı kullanılmaktaydı. Büfe, dolap gibi mobilyalar Yunan ahşap sanatında yoktur.
Yunarılılar mobilya yapımında bilinen el araçlarından balta, testere, marangoz rendesi, çekiç ve torna kullanıyorlardı. Mobilya yapımında bölgede bulunan akça, söğüt, limon, sedir ve meşe gibi ağaçları mobilya yapımında kullan ağaç, mışlar. kaycsı İtalyada gelişen Etrüsk ve Roma kültürleri mobilya alanında Yunan kültürünün üret yaları devam ettirmiş bazı süsleme öğeleri dışında farklı bir tür oluşturma tiği mışlar.

Roma kültüründe yatak divanları yatma, oturma ve yemek yeme gibi işlerde kullanılmış. Şölenlerde bu divanlar önemli yer tutmaktaydı. Yunan ve Roma dönemlerinin devamı olan İstanbul merkezli Bizans sanatı M.S. VI yy.dan sonra doğu etkisinde kalarak mobilyalarda biçimde sade ancak süslemede ince işlemeciliğe önem vermiştir.
M.S. X yy. sonunda MS. XII yy. arası Roma sanatının diğer Hristiyan ülkelerde görüldüğü döneme Roman sanatı denir. Bu dönemin mobilyaları mimariye bağlı olarak anıtsal görünüm kazanmıştır. Ancak bu dönemde halkın kullanabileceği mobilyalarda üretilmeye başlanmış.
Mimari alanda gerçekleşen değişimde M.S. 1200-1500 yılları arasında Gotik sanata geçildi. Gotik mobilya sanatında eğmeçli işlemeler yasaktı ancak ağır masif mobilya anlayışı yinede kullanılmış. Bunu Gotik dönem masa örneğinde görmekteyiz. Bu stil daha sonraki çağlarda da taklit edilmiş. Geniş tabanlara oturan çapraz tabla ayaklar bol kıvrımlı olarak şekillendirilmiş.

Mobilya olarak sandık eşya koyma ve taşıma kolaylığı sağladığı için çokca kullanılmış Gotik döneminden bir sarıdık, ceviz ağacından yapılmış. Yan tablalcm dört adet kırlangıç kuyruğu dişle tutkalsız olarak çatılıp kamalarla sıkıştırılmış . Dişleri örtmek için ön kısıma kordonlu çıtalar çakılmış.
Gotik sanatı MS. 1453 yılından sonra yerini Rönesans dönemine bıraktı. Bu dönemde mobilya alanında çeşit ve  üslup yönünden değişmeler oldu. Ölçüleri, genel çizgileri ve bezemeleriyle daha dengeli bir biçim ortaya çıkmıştır. Bir bakıma çağımızda “Klasik Mobilya” diye adlandırılan mobilya sitilleri bu dönemle başlar. Rönesansın ilk yıllarında yapı sütunlarından esinlenen kalın torna ayaklar, çok ince çizgili dairesel oymalar, yüksek arkalıklar mobilyaya egemen olmuştur. Bu dönemin en yaygın mobilyaları sandalye, koltuk, masa ve büfe türleridir.

Klasik Mobilyanın Ortaya Çıkışı

Rönesans dönemi içinde klasik mobilya ortaya çıkmıştır. Antik ve Geometrik mobilyaya göre ölçülerde büyük oranda inceleme vardır. Bu dönemin en belirli karakteri incelik, denge ve aşırılığa kaçmayan ölçülü süslemelerdir. Bu dönemde mobilya işleri maliyetinin yüksek olmasından dolayı saray ve şatolarda yer almıştır. Başlıca Lui Stillerinin etkin olduğu klasik mobilya döneminden sonra Barok çağı başlamıştır.

Barok, Avrupada XVI.yy. sonundan XVIII.yy.ortasına kadar gelen sanat akımıdır. Barok mobilya sanabnın başlıca karakteri üst görünüşlerde genellikle dairesel dönüşlü köşeler, ön ve yan görünüşlerde iç bükey, dışbükey yüzeyler, natüralist özellikle çok süslü kıvrımlı oymalar olarak görülmektedir. Formun bütününden çok detayların ayn ayrı birer değer olmalarına özen gösteren Barok mobilyası Fransa da kral isimleriyle anılan stiller ortaya koymuştur.
Barok çağının sonuna doğru Rokoko scınatı belirir. Rokoko sanatı ilk olarak Fransa da XV.Louis döneminde benimsendi ve A vrupa’nın diğer ülkelerine yayıldı. Rokoko, Almcın Barokunun bir dalı gibi belirmektedir. Rokoko da çok çeşitli motifin kullanılmasına olcınak sağlamak ve daha hareketli bir görünüş kazanmak için asimetrik süslemeye de yer verilmiştir.

Klasik ve Barok çağının lüks ve pahalı stillerine karşı Rokoko tipte dolap bilyayı sadeleştirmek amacıyla yeni çalışmalar yapılmış. Bu çalışmalar antik çağın Roma ve Yunan örneklerine özenti içinde, çizgi ve sayı olarak disipline bağlanmış, Yeni Klasik Mobilya oluşmuştur. Karakteristik olarak derin, oyma ve kabartmalardan kaçınılmıştır. Bu dönem Fransız mobilyasında XVI.Loui stili ve Directoireden stili görülmekte İngilterede Georgian mobilya sanatı başlar. Bu dönem de dört büyük usta kendi isimleriyle anılan stillerini oluşturmuşlar. Bunlar T.Chippendale G.Hepplewhite, R.Adam, T.Sheraton’dur.
Fransa da I.Napolyon döneminde başlayan Empire sanatına, Napolyondan dolayı “İmparator Stili” de denmiş. Bu dönem mobilyaları ağır, kübik ve masiftir. Kabul edilen tek eğri, daire formudur. Oymalar yüzeysel ve kabacadır. Motifler antik çağdan izlenimler bırakmaktadır.
Empire sanatından sonra Fransa da Louis Philippe döneminde mobilyalar daha çok ev eşyalarına yönelik yapıldı. Günümüzde de kullanılan ağaç mobilyalı sarkaçlı duvar saatleri ilk bu dönemde yapılmıştır.

Louis Philippe stili A vrupa’nın diğer ülkelerinde de az çok etki göstermiştir. Almaya da “Biedermeier” adı altında Yunan ve Roma sanatından etkilenmiş eserler üretilmiş.
Fransız devriminden günümüze kadar olan dönemde yaklaşık ilk yüzyılında, yanı XX.yy. başlarına kadar, mobilya alanında yeni bir üslubun yaratılmasından çok eski üslupların yenileştirilmesine ve konstrüksiyon tekniklerine ağırlık verilmiştir. Bu süre içerisinde Amerika’da ve Avrupa’da, özellikle Almanya’da şahısların kendi adlarıyla anılan bazı stiller geliştirilmiş ise de, bu stiller yerel kalmış, önceki dönem stiller kadar yaygınlaşıp önem kazanmamıştır. Bu nedenle XIX.yy. mobilya çalışmaları modern stile bir geçiş ya da yenileşme dönemi olarak kabul edilir.
XIX.yy. ortalarına doğru ağaç gövdeli ilk ağaç işleme makinalarının da bulunmasıyla mobilya alanında nitelik yönünden olmasa bile nicelik yönünde bir gelişme görülmüştür. Bu döneme kadar yalnız saray ve çevresine dönük mobilya gereksinimi, sosyal değişimler ve ekonomik gelişmeler nedeniyle geniş halk kitlelerine yayılmaya başlar. Taşra mobilyası diye adlandırılan bu çalışmalar Fransa’da “Provincal” Almanya’da “Bauer” gibi adlar alır.
XX.yüzyılın başlarında modern mobilya dönemine girildi. Modern mobilyanın halka yaygınlaşması amacıyla daha ucuz olmalıydı bu nedenle makine işçiliğine geçildi. Düz çizgiler kullanılarak ekonomik kar elde edildi. Oymalar için kalın ifler yerine yapay düz levhalar kullanıldı.

Kaplama yöntemiyle değerli ağaçların kullanımı genişletildi. Modern mobilya dönemi içerisinde de bazı sanat akımlarıyla ilgili mobilya türleride yapılmıştır. 1950 li yillardan sonra sentetik gereçlerin uygunluğu nedeniyle ve ucuzluk da sağlamasından dolayı mobilya alanında sentetik reçinelerden ürünler elde edilerek kullanılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğunda ahşap malzeme mimaride ve ona bağlı unsurlarda, Kuran ve Cüz muhafazalarında, kutu, çekmece, raf, minber ve kürsülerde kullanılmıştır. Mobilya olarak fazla örnek yoktur. Ancak Selçuklu döneminden devam eden oyma, şebekeli oyma tekniklerinin yanı sıra kündekari (geçme) ve kakma tekniği kullanılmıştır. XVIII. yüzyılda Osmanlı yapı sanatını etkileyen Barok ve Rokoko üslupları ağaç işlerini de etkilemiştir. Bu dönemde klasik dönemde kullanılan bütün motif ve kompozisyonlar zamanla kendi özelliğini kaybederek Baroklaşmıştır. Batı etkisinin gözüktüğü bu eserlere Topkapı Müzesinde rastlanır.

XIX. yüzyılda Avrupa etkisi Osmanlı’da devam eder. Barok ve Rokoko üsluplarının yanı sıra Empire ve Eklektik üsluplarının etkisinde kalınmıştır. Bu yüzyılda en çok kullanılan istiridye kabuğu motifleri, > özellikle hünkar mahfillerinde, oyma rahlelerde ve mobilyalarda kullanılmıştır.

No comments

leave a comment